6 Şubat 2017 Pazartesi

Bizim Buralar Hep Hukuk Oldu



Ağzını yamulta yamulta;
Yaa size fakültede yalan söylemeyi mi öğretiyorlar?
Yaa avukatlar da amma yalancı oluyor. (Kişi kendinden bilir işi)
(Bunu söyleyen de hayat boyu beşten fazla kitap okumamış, beyni var fikri yok)
...
Aradan zaman geçer, eline mahkemeden/icra dairesinden tebligat ulaşır.
Alooo, avukat hanım ben şey, şeyin şeyi, hani şeyde tanışmıştık. Telefonunuzu şeyden aldım. Ya bize mahkemeden bir şey geldi de.. 

Olabilir, beni niye aradınız? Gözünde yalancı olan mesleği bal döker yalarsın şimdi. Kimse avukatlara acımasız, paragöz vs. gözüyle bakmasın. Asıl avukatları aptal yerine koymaya çalışan hukuki yardıma ihtiyaç duyan bazı insanlar. Biz dört yıl lisans, iki yıl yüksek lisans, doktora, eğitimler, seminerler vs. size beleşe hukuki danışmanlık yapalım diye bitirmedik. En çok kazığı da ne yazık ki tanıdıklardan yedik. Daha soyadımı bilmeyen, hayatımda bir kere bile görmediğim adam beleşe işlerini halletmek için  aile dostu ayağı çekiyorsa, kusura bakmayacak. 

Nasıl ki özel hastaneye gittiğinizde muayeneye girmeden paşa paşa ücretini ödüyorsanız (ki altı sene fakültesi, yeterliliği, tusu cusu hakkıdır elemanın) avukatlardan da danışmanlık almak istiyorsanız ücretini paşa paşa ödeyeceksiniz. Hiçbir avukat sizin hukuki probleminize ücretsiz, karşılığı olmadan günlerce, haftalarca hatta yıllarca kafa patlatmak, emeğini, zamanını, hukuki bilgisini harcamak zorunda değil. Asıl ayıp olan böyle bir beklenti içine girmeniz.

Gidin bir otele ben iki gece konaklayacağım ama benden ücret istemeyin deyin. Girin bir lokantaya ben şunu şunu şunu yemek istiyorum ama benden para almayın deyin. Binin bir taksiye beni A noktasından B noktasına ulaştırın ama bana tarife açmayın, beleşe götürün deyin. Girin bir spor salonuna ben üç aylık üye olacağım ama benden para almayın deyin. Girin bir tasarımcının mağazasına, şu tasarımınızı çok beğendim bunu bana hediye edin deyin. Ev sahibiyle konuşun, ben iki ay daha kalacağım ama kira ödemek istemiyorum deyin. 

Avukatlık dünyanın en kutsal ve en güzel mesleklerinden biridir. Hakkınızı almanızda size yol gösterir, yeri gelir sizin hakkınızı sizden daha fazla savunur. Avukatları sömürmeye kalktığınız her an aslında kendinizi sömürüyorsunuz. 

28 Eylül 2016 Çarşamba

Kalem vs Stajyer



Yediğin her bir lokma basenlerinde yağ olsun inşallah seni avukat düşmanı müdür seniiiiii!!! 

O zamanlar stajyerim tabi bir şey bildiğim yok. Adliye koridoruna ilk düşüşüm. Allah düşürmesin. 

Mahkeme kalemi değil de köy kahvesine girdim sanki, hayatımın şokuydu bu, tabi icra dairelerini görmeden önce.

"Bu nedir lan" dedim içimden. Dosyaların bulunduğu dolabın üstünde piknik tüpü bile vardı. En asil duyguların insanıyım ben. Peki ne işim var benim orada?

Kendimi önce dışarı attım. Aman Tanrım? Gözlerime inanamıyor, yerlerinden oyup bu çirkinliği görmek istemiyordum. 

Cesaretimi toplayıp içeri girecekken, yemişim dosyasını deyip adliyeden kaçtım.

Dedim başkası baksın, dedi sen bakacaksın.

Bir hafta sonra işte yine aynı yerdeydim. Kaderden kaçamıyor insan. 

Ben diyeyim üç, sen de beş metrekarelik kalemden saydım tam onbir, ONBİR memur çıktı. İçerde gün yapmışlar. Kısırlar, börekler, kekler, çörekler... 

Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun bana dosyamı verin. Mübaşir yok, e sen ver, benim işim var, e ben alayım, olmaz size veremiyoruz.
Lan zaten aynı oda içinde bakacam dosyaya, beynamaz. 

Ordan çemkirdi. "Ne vardı". Dedim gülcemalini görmeye geldim. Dedi sen kimsin. Dedim The stajyer. Dosyayı inceleyip gideyim. Bekle stajyer işin ne? Verin dosyayı keke böreğe devam edersiniz. Popo kazan, kollar pehlevan. Her bir lokma basenlere baskı yapıyor, pantolon cırtlıyor, bedenler yetersiz kalıyor ama kimin umrunda? Vur kaşığı kısıra, vur çatalı böreğe...

Piknik tüpünde de çay demleniyor...





28 Temmuz 2016 Perşembe

Yeteneklerimi Sorgulama İstersen: İş Görüşmesi




Bir iş görüşmesinden daha hüsranla ayrılırken, İngilizce mülakatta bana, bizim için çok uygun olduğunuzu sanmıyorum diyen adama, son sıkımlık kurşun gibi "you have no idea how high i can fly" (Michael Scott) dedim. Hayalimdeki sahne "pazartesi gel başla" demesi iken, "klima çalışıyor, çıkarken kapıyı kapatırsanız iyi olur" cevabını almamla kapıyı aralık bırakarak çıkışım onlara tokat gibi cevap oldu. 

Tamam kişisel becerim olan 0'dan 10'a kadar İspanyolca saymak sizin için değer görmeyebilir ama sorarım, seksen milyonluk ülkede kaç kişi sayabiliyor? 

Günde tek öğünle harikalar yaratabiliyorum. Tek öğünümü de bilgisayar başında yiyorum. Bu öğün öyle bir öğün ki aynı zamanda beni hem mutlu ediyor, hem zihnimi jeneratör gibi aydınlatıyor, hem de bu öğün bir yandan bilgisayarda müzik dinlerken, diğer taraftan televizyonda haberlere göz atarken, üçüncü taraftan kanunu karıştırırken, dördüncü taraftan da dilekçe yazarken öğütülüyor. Seksen milyonluk ülkede daha sakız çiğnemesini beceremeyen var. 

Düşünsene yemek yerken bile iş yürütebilen, sigara içmediği için günde yarım saat sigara molasına çıkmayan, herkes öğle tatilini bir saate yaymış, tabldotunu kapan sıraya girmiş, üstüne kahvesini höpürdete höpürdete içmiş iken ben yedi dakikada yemek işini halledip geri kalan elli üç dakikasını yakındaki avm de alışveriş yapabiliyor ve üstüne kalan zamanla dinlenme odasına gidip kitabımdan bir bölüm daha bitirebiliyor isem yeteneklerimin sorgulanması? Hani vakit nakitti? Bu performansla şirkete saatte ortalama kaç TL kaç kuruş kazandırabileceğimin farkında mısınız?

İnsanlık ne zaman bu kadar öldü? 




22 Ekim 2012 Pazartesi

Yeni Ofis

    Sizlere yeni başladığım ofisten sesleniyorum sevgili bloggerlar.
    Şu an ofiste tek başımayım. Sekreter bankaya gitti. Bende sabahtan beridir adliye adliye koşturdum. Şimdi kendime kahve yaptım açtım radyo fenomeni yine apır sapır dans ediyorum. Rahat olun bu sefer dans ederken yakalanacağımı sanmam. Çünkü patron, ben ve sekreter olmak üzere koskoca ofiste 3 kişiyiz. Bu sefer kimse beni enseleyemez. Patronda şehir dışında.

    dubbi dubbi duu

3 Ağustos 2012 Cuma

Alışveriş için...

Bir kadının alışveriş uğruna yapabileceklerini asla küçümseme.Hele o kadın bir stajyer avukatsa asla küçümseme. Hele hele o stajyer avukat bensem mağazaları kapat.Efendim ben geçen gün Çağlayandan hacze çıktım.Şişli-Kağıthane dolaylarındayız.Benim işim bitince haciz aracını mevkisinden saptırıp kendimi cevahirin önünde indirtip koşa koşa pardon depar ata ata adeta bir 100 metre koşucu edasıyla avm ye  daldım.Meslekte kaşarlanmak bu olsa gerek.Çok büyük avukat olucam ben.



20 Mart 2012 Salı

Ofis

      Ofiste ai se eu te pego'yu açmış dinlerken bununla da yetinmeyip dansını yaparken emekli savcıya yakalanmak benim için utanç noktasının doruğuydu.Hem de yanında müvekkilleri de vardı.Allahtan patronum değil yoksa beni "işte bu kapı bu da sapı" der yolcu ederdi büyük ihtimal.Adam savcıydı lan.Düşünsene senelerce herkes makamına gelirken el pençe divan durmuş,ben ofiste açmışım müziği salak salak dans ediyorum.Hadi dans ediyosun odanın kapısını kapat.İşte benimde iq mun yetersiz olduğu alanlar var demek ki.Normal insanlar naapsın??

       Oysa ben ilkokulda arkadaşlarının yanında altına işemiş,ortaokulda da eteğinin arkası kalkmış şekilde yürürken defalarca tüm okula rezil olmuş biriyim ama bu sefer gerçekten çok utandım. Keşke şu yaşımda altıma işeseydim de adama o halde yakalanmasaydım.Zamanı geri alma gibi bi şansım olsa ben yine o dakikada aynı şeyi yapıyo olurdum kesin çünkü rezilliklerinden ders alan bi insan değilim.

       Patronun odasında ve girişte kameralar var.Ofisten çıkarken patron yoksa kameraya el sallayıp patrona görüşürüz diyorum.Pessss.Pes artık.Babama anlatıyorum.Şaşırdın iyice diyo.Allahım..kovulucam diye kıçım atıyo.
      

24 Ocak 2012 Salı

Yine bana haram cübbeler.

   Ösym hep kazanamadınız diyo..bi kere de çalışsan yaparsın aslında kafa var sende desin lan.Azcık teşvik etsin,moral versin."Sınavda şıkları hep otobüs hatlarına göre sallıyorum, hakimlik sınavını kazanamazsam iett şoförü olcam." demiştim..Çalışacağımız hattı kendimiz seçebiliyo muyuz??




                                                     bunu istedim.haram dediler.